Televizyon, seni ne yapmalı!
Hepimizce bilinmektedir, 31 Aralık günü Irak Devleti’nin devrik başkanı idam edildi.
Bu görüntüleri televizyondan defalarca izledik hem de sansürsüz olarak. Filmlerde RTÜK’ün
zorunlu koştuğu işaretleri haberlerde koymayı unuttu! televizyonlar, anneler
babalar kendi meraklarını giderirken çocuklarının da merakını gidermiş oldular.
Saddam Hüseyin’in idama hazırlanışı, boynuna ilmeğin
geçirilişi, üzerinde durduğu kapağın açılarak aşağıya düşüşü, o kırılan
boynunun sesi “küt”, ipte sallanan cansız bedeni ve cenaze töreni . Öl(dürül)mek
üzere olan bir insanın neler yaşayabileceğini an be an (haber spikerlerinin
ifadesi ile saniye saniye) izledik. Bir daha bir daha izledik. Hiçbir ayrıntıyı
kaçırmadan. Sonra ne mi oldu? Görüntüler o kadar ilgi çekiciydi ki çocuklar
yaşananları taklit etmeye başladılar. Etkili öğrenme bu olsa gerekti. Önce Suudi Arabistan’da, sonra Yemen’de,
Pakistan’da, ABD’de, Cezayir’de ve son olarak bizde yani Türkiye’de Muş’ta bir
çocuğumuz etkilendiği görüntülerden yola çıkarak kendini astı.
Bu haberleri de medya -sorumluluğu yokmuş gibi-
pişkin pişkin verdi. Haberde sansür olmazdı ya. İdamı sansürsüz verdi etkilerini de sansürsüz
vermeliydi. Nasılsa haber çıkmıştı kendilerine. Haber bültenlerinde verecek
haber lazımdı.
Peki bu
görüntülerden sadece çocuklar mı olumsuz etkilendi? Büyükler travma yaşamadılar
mı? Bir şekilde bastırılmış korkular yeniden ortaya çıkmadı mı, yaşanan her
travma sonrasında olduğu gibi. (Bu
konuya başka bir yazıda değinmek istiyorum.)
Hiç şüphesiz, şiddete ve saldırganlığa yada
psikolojik sorunlara sadece televizyon yayınları çanak tutmamaktadır. Bunun bir çok nedeni bulunmaktadır Çocuklardaki hazır
bulunuşluluk da önemlidir. Ailede yada çevrede şiddete maruz kalan çocuk şiddet
kullanmak için fırsat kollayacaktır. İşte tam burada çocuklar şiddetin nasıl
yapıldığını yada yapılabileceğini televizyonlardan öğrenebilmektedirler. “Bana racon kesenin kafasını keserim”
diyerek kendi gibi 14-15 yaşlarında olan lise öğrencisinin kafasını kesen genci
unutmadık. Hatta yaşanan bu olaylar sıklık göstermeye başlayınca malum
televizyon dizisinin tekrarı yayından kaldırılmıştı.
İyi bir vatandaş olarak sorumluluklarımıza sahip
çıkmalıyız. Öncelikle kendi çocuklarımız olmak üzere çevremizdeki çocukların bu
gibi tehlikelerden uzak durması için elimizden geleni yapmalıyız.
Peki anne baba olarak ne yapabiliriz? Birazda bu
konu üzerinde duralım. Şiddet içeren görüntülerden öncelikle biz uzak
durmalıyız. Şiddet görüntülerinin izlenmemesi konusunda
çocuklarımıza ve çevremizdeki çocuklara iyi bir model olmalıyız. En azından
çocukların bulunduğu ortamlarda bu gibi yayınları izlememeliyiz. Çünkü biz gerçekle senaryoyu ayırabilmekteyiz ancak çocuklarımız bu ayrımı
yapamamaktadır. Buna rağmen televizyonda şiddet görüntüsü ile
karşılaşıldığında bu konu üzerinde
çocuklarımızla konuşmalı ve gerçek yaşamda bu tür olayların ne kadar acı verici
olduğunu anlatmalıyız.
Televizyonların
artık “çocuk bakıcısı!” pozisyonundan çıkartılması gerekmektedir. Çocuk şiddetin bir kısmını izlediği çizgi
filmlerden öğrenir. Elinde bomba patlayan ama bir şey olmayan, üstünden araba
geçen, ezildikten sonra tekrar eski haline gelen çizgi film kahramanlarını hep
o bizim televizyon başına bırakıp da kendi işlerimize yoğunlaştığımız
zamanlarda izler çocuk. Çocuklarımızın televizyon izleme sürelerini belirlemeli
ve hangi programları izlediğini takip etmeliyiz. Tüm bunlara rağmen
çocuklarımızın izledikleri filmlerde şiddet kullanan insanları model aldığını,
onları taklit ettiğini ve çevresine zarar vermeye başladığını fark ettiğimizde
mutlaka bir uzmandan yardım almalıyız. Kazanılan davranışlar çok kolay ortadan
kaldırılamamaktadır. Bu olumsuz davranışları ortadan kaldırmak için profesyonel
anlamda yardım alınmalıdır.Bunun dışında resmi makamlara başvurma hakkımızı da
kullanmalıyız. Görüntülü medyanın yayınları RTÜK tarafından denetlenmektedir.
Denetlenen bu yayınlar ilgili mevzuata aykırılık teşkil ediyorsa yayının
yapıldığı televizyon kanalı çeşitli müeyyidelere tabi tutulmaktadır. Vatandaş olarak rahatsızlık duyduğumuz
yayınları RTÜK’ün 178 numaralı telefonuna
bildirmeliyiz.
Bu yazıda genel anlamda televizyon yayınlarının
çocukların gelişimlerini nasıl etkilediğini ve ebeveyn olarak bizlerin neler
yapabileceği üzerinde durdum.
Başka bir yazıda görüşmek üzere…
Psikolojik
Danışman