Yine yeşillendi sınav kaygısı!
Yine, şu bizim
meşhur sınav sürecine başladık. Okullar,
dershaneler, etüt merkezleri, özel ders veren öğretmenler harıl harıl
çalışmaya başladılar yine. Hafta içi okullarda tabiri caizse “anaları ağlayan” öğrenciler,
sınav kazanmak için bu yetmez diyerek dershanelere, özel derslere koşuyorlar.
Sadece bir sınav
olmaktan çıkardılar bu meseleyi, ölüm-kalım, hayat-memat, varlık-yokluk çabası
haline getirdiler. Bunda ailelerin, öğretmenlerin, mahalle bakkalının, kasabın,
kapıcının, karşı komşu Ayşe teyzenin, servisçi amcanın hemen herkesin katkısı yadsınamaz doğrusu.
Etraftaki hemen herkes öğrenciye
-üzerlerine çokta vazifeymiş gibi- “ sınava hazırlık nasıl gidiyor, tembellik
etme çalış” meşhur tavsiyesinde bulunuyor.
Bunlar, aslında iyi niyetle yapılan ama sonuçları oldukça tehlikeli
olabilecek tavsiyelerdir. Öğrencinin
sınava ilişkin algılamasını kökten etkileyecek bir durumdur bu. Sınav
kaygısının da temel nedenlerinden birini oluşturur. Aslında öğrenci sınav
sırasında şimdi ve burada kuralı gereği soruların çözümleri ile uğraşması
gerekirken “sınav kötü geçerse, düşük puan alırsam, anneme, babama ne söylerim,
arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakarım, öğretmenlerim beni yanlış tanır” gibi
düşüncelere dalar ve o anı yani yaşaması gereken sınav anını bırakır ve sınav
sonrasında kime ne cevap vereceğinin çabasına düşer. Öğrenci, sınav öncesinde
veya sonrasında kolaylıkla yapabildiği soruları yapmakta zorlanır. Dikkati
dağılır, sorular gözünde büyür, artıyı eksi, eksiyi artı görmeye başlar ve
gerçekten yanlış yapar yani korktuğu başına gelir.
Geçen gün bir
öğrencim, “uzun zamandır görmediğim bir akrabamızı gördüm, o kadarda özlemişim
ki boynuna sarılmak istedim, bu sırada, daha nasılsın demeden dersler nasıl
gidiyor sorusunu yöneltti ve ben dondum kaldım tepki bile veremedim” diyor.
Sevgili dostlar durum bu kadar vahim aslında. Sınavlara hazırlanan gençlerimiz,
iyi niyetle döşediğimiz taşlara basarak felakete gidiyorlar. Dışardan
bakıldığında normal görünseler de, içlerinde ne tufanlar ne fırtınalar
yaşıyorlar.
Sınav kaygısını
yenme ile ilgili olarak öğrencinin mevcut kaygısını arttırmamak gerekmektedir.
Öğrenci sınava kendi adına girmelidir, aileyi, akrabaları yada mahalleyi temsilen değil. Yıllardır ÖSS ve OKS’lerde
görev alıyorum. Çocuklarını sınava getiren aileler özel ilgi alanıma girmeye
başladı. İzliyorum aileleri, sınava girecek bir öğrencinin yanında neredeyse tüm aile gelmiş hatta işi
abartıp yakın akrabalardan da gelenler var. Ben kendimi bir an çocuğun yerine
koyuyorum ve inanın tüylerim diken diken oluyor,
kasılıyorum.
Peki sınav stresi
konusunda bu kadar konuştuktan sonra çözüm olarak neler söyleyebiliriz yani eskilerin deyimi ile sadete
gelelim. Sınav stresini ortadan kaldırma daha doğrusu kabul edilebilir düzeye
çekmek için öncelikle okullarda sınav stresinin neden kaynaklandığının tespiti
gerekmektedir. Bu da en kestirme yoldan “Sınav Stresi Ölçeği” uygulanarak
yapılabilir. Burada önemli olan uygulamak değil, yorumlamak ve tespit edilen
konular üzerinde çalışmaktır. (Buradan da
bu ölçeği ve diğer bütün ölçekleri eğitimini almış kişilerin uygulaması
ve yorumlaması gerektiği gerçeğini bir kez daha vurgulamış olalım.) Tespit
edilen konularda neler yapılabileceği ile ilgili bir yapılandırmaya gidilmeli
ve bir program dahilinde çalışılmalıdır. Bu çalışmalarda, aile toplantıları,
bireysel ve grupla görüşmeler yada psikolojik danışma uygulamaları yapılmalıdır. Eğer aile ve öğrenci psikolojik
danışmanla sınav stresini yenme konusunda işbirliğine giderlerse üstesinden
gelinebilecek bir konu olduğunu vurgulamak isterim.
Bir başka yazıda
görüşmek üzere…..
Ahmet GÜNAY
Psikolojik Danışman