İyi İletişimin Püf Noktası
Zaman zaman gerek
iş ortamında olsun gerekse aile ortamında karşımızdaki kişilerle iletişim
kurmakta zorlanırız. Nedense sözlerimiz kimi zaman adeta karşımızdakine batar.
Ne olduğunu tam olarak anlayamasak da bir sorun olduğunu düşünürüz.
Karşımızdaki kişinin bizi rahatsız eden davranışlarını ifade ettiğimizde onu
bize karşı hırçınlaştıran ve savunma pozisyonuna geçiren acaba nedir? İsterseniz bu konuyu örneklerle
açıklamaya çalışalım.
Çocuk okul çıkışında, eve, gelmesi gereken
saatten geç bir saat de geliyor. Anne:
-Neredesin bu saate kadar? İnsan bir haber
verir. Zaten sen hep böyle yapıyorsun.
Çocuk annesinin tam olarak neye kızdığının
farkında değildir. Ya sesini yükselterek artık çocuk
olmadığını kendisinin de gezip eğlenmeye hakkının olduğunu söyler ya da annesini sessiz bir şekilde dinler ve odasına
çekilir.
Burada annenin tam olarak kızdığı şey nedir?
Çocuğun geç gelmesi mi? İzin almaması mı? Bu tür davranışların artık alışkanlık
haline gelmiş olması mı? Bunu annenin ifadelerinden çıkartabilmek çok kolay
değildir. Ortamı geren şeyde zaten bu belirsizliktir. Gelin şimdi aynı olayı
birde farklı şekilde ele alalım: Anne:
-Okul çıkışında hemen eve geleceğini
düşünüyordum. Gecikince senin için endişelendim. Bir dahaki sefere geç
geleceğini bildirirsen sevinirim.
Sizce bu durumda çocuğun tepkisi nasıl olur.
Elbette ki yukarıdaki tepkiden daha olumlu olur. Çünkü annenin neye kızdığı
bellidir. Çocuk bir dahaki sefere daha dikkatli olacaktır.
Aslında işin püf noktası karşımızdaki
kişinin davranışlarından biz nasıl etkileniyoruz, bu mesajın, doğru bir şekilde
ben dili ile net ifadelerle verilmesi gerekir. “Senin bu şekildeki davranışın
beni bu nedenden dolayı üzdü” yada “senin bu şekilde konuşman beni rahatsız
etti, üzüldüm” gibi ifadeler sorunun ben dili ile ifade edilmiş şeklidir. Ancak
maalesef günümüzde insanlar sen dilini
kullanıyorlar. “Sen şunu yaptın”, “sen hep bu şekilde davranıyorsun” gibi
ifadeler, suçlayıcı ve karşıdakini savunma pozisyonuna getirici davranışlardır.
Sevgili dostlar ne söylendiği kadar nasıl
söylendiği de önemlidir. Sözlerimi bir öykü ile bitirmek istiyorum. Zamanın
birinde ülkenin kralı bir rüya görür. Rüyasında, bir dişi dışında tüm
dişlerinin döküldüğünü görür. Ülkesinde ki rüya yorumcularını toplar ve
rüyasını yorumlamalarını ister. Yorumcular , “Yüce kralım ailenizin üyeleri
birer birer ölecekler,siz yalnız kalacaksınız”
derler. Kral bu yorumu yapan herkesi zindana attırır. Tekrar ülke geneline
haber salınır ve rüyayı yorumlayana ödüller verileceği duyurulur. Bir köylü
zindana atılmayı göze alarak rüyayı yorumlamak istediğini söyler. Kralın
huzuruna çıkartılır. Köylü rüyayı
yorumlar ve derki: “Yüce kralım ailenizden en uzun ömürlü siz olacaksınız”. Bu yorum, kralın hoşuna gider ve köylüyü
ödüllendirir. Aslında söylenen şeyler aynı anlamı taşımaktadır. Ancak ikinci
yapılan yorum kulağa daha hoş gelmektedir.
Diğer insanlarla olan ilişkilerimizde
ifadelerimize daha çok dikkat eder ve kelimelerimizi özenle seçersek kırıcı
olmaktan kurtuluruz. Buda çevremize negatif değil de pozitif enerji yaymamıza
neden olur. Biz mutlu oluruz insanları da mutlu ederiz.
Bir başka yazıda görüşmek üzere…
Psikolojik Danışman