Liselerde alan seçimi
Lise 9. sınıf sonrası
yapılacak alan seçimi ile ilgili daha önce yayınlamış olduğum “Öğrenciler İçin
Önemli Bir Dönüm Noktası: Alan Seçimi
“ başlıklı yazıyı konunun önemine binaen yeniden yayınlıyorum.
Bu yazıda, lise 9. sınıf öğrencilerinin hayatlarının geriye kalan 50, 60 yılını
şekillendirecek bir süreçten, alan seçiminden söz etmek istiyorum. Liselerin 9.
sınıfından itibaren öğrenciler -öğrenimleri sonucunda seçebilecekleri
mesleklere kaynaklık eden- alanlara yönlendirilmektedirler. Bu süreç birçok
açıdan önemlidir. Özellikle öğrenciler kendi ilgi, istek, yeteneklerinin
farkına varmalılar ve bu doğrultuda önce alan sonrada meslek seçmelidirler. Bu
süreçte rehberlik ve psikolojik danışma servislerine büyük iş düşmektedir.
Öğrencinin ilgi, istek ve yeteneklerinin farkına vardırılması gerekmektedir. Bu
konuda farkındalığın artırılması için kullanılacak
ölçme araçları bulunmaktadır. Akademik Benlik Kavrama Ölçeği bunlardan bir
tanesidir. Bir diğer ölçek Mesleki Eğilim Belirleme Envanteri'dir. Bu ölçekleri
çoğaltmak mümkündür. Öğrencinin ilgi, istek ve yetenekleri konusunda farkındalığı arttırıldığında yapılacak bir diğer iş,
öğrenciye hangi alanı okurlarsa mezun olduklarında hangi yüksek öğretim
kurumuna gidebilecekleri ve dolayısı ile hangi meslekleri seçebilecekleri
konusunda rehberlik yapmaktır. Öğrenci ve velilerle paylaşılması gereken bir
diğer konu ise, seçilecek alanın okul başarısı ve ÖSS'deki belirleyiciliğidir:
Seçilecek alanı, okul başarısı açısından değerlendirirken öğrenci ve velilerle
paylaşılması gerekenler şunlardır: Öğrenciler gerçekten kişisel özelliklerini
ve ders başarılarını dikkate alarak alan seçimi yaparlarsa okul başarıları gibi
diploma notları da yüksek olur ve dolayısı ile üniversiteye yerleşirken okuldan
alınacak puandan da (AOBP) o denli faydalanabilirler. Yine alan seçiminin
ÖSS’deki belirleyiciliği ile ilgili, alan içi ve alan dışı tercihler konusu da
iyi anlatılmalıdır. Mezuniyet sonrasında üniversiteye yerleşirken kendi alanından
tercih yaparsa 0,8 , alan dışından tercih yaparsa 0,3 katsayısı ile
karşılaşacağı ve alan dışı tercih yaptığında 25 ila 50 puan arasında bir
kaybının olacağı iyi anlatılmalıdır.
Kişisel özellikleri uygun olmadığı halde sırf popülerliği nedeni ile seçtikleri
alan ve sonrasında da gittikleri yüksek öğrenim programında başarısız
olabilecekleri, bir şekilde mezun olsalar da hayat boyu sevmedikleri işi yapmak
zorunda kalacakları anlatılmalıdır.
Tüm bu süreç yaşanırken velilerle sık sık bir araya
gelinmeli ve yukarıda sözü edilen konular hakkında bilgi verilmelidir. Şimdi de
alan seçiminin yasal prosedürüne göz atalım:
Programlarında birden çok alana yer veren liseler 9. sınıftan sonra
öğrencileri; ilgi, istek, yetenek ve derslerdeki başarılarına göre alanlara
yönlendirmektedirler. Bu yönlendirme; öğrencinin ve velisinin görüşü alınarak,
ilgili müdür yardımcısı, sınıf rehber öğretmeni ve okul psikolojik danışmanı
tarafından yapılır.
Alan seçiminde, alanlara kaynaklık eden derslerin yıl sonu notları ya da yıl sonu notlarının ağırlıklı ortalaması esas alınır.
Alan seçiminin koşullarını şu şekilde sıralayabiliriz:
1.Alanlara kaynaklık eden derslerin her birinden başarılı olan öğrenci istediği
alana gidebilir.
2. Alana kaynaklık eden derslerden başarısız dersi bulunup bu derslerin yıl
sonu notlarının ağırlıklı ortalaması en az 2.50 olanlar o alana gidebilirler.
3.Yukarıdaki iki koşuluda taşımayan öğrenciler ise alana kaynaklık eden
derslerin yıl sonu notlarının ağırlıklı ortalaması hangi alan için daha
yüksekse o alana gidebilmektedirler.
Alan seçim dilekçeleri haziran ayı içerisinde okul idaresine teslim
edilmektedir. Bu dilekçede öğrenci velisinin, sınıf rehber öğretmeninin, okul
psikolojik danışmanının ve ilgili müdür yardımcısının imzaları bulunmalıdır.
Okul idaresi alan seçim dilekçelerini aldıktan sonra sınıfların düzenlenmesi
ile ilgili gerekli ayarlamaları yapacaktır.
Burada bir önemli konudan söz etmek istiyorum. Diyelim ki öğrenci haziran
ayında dilekçesini verdi. Ancak sonradan düşündü ve dedi ki ben aslında şu an
seçtiğim alanda okumak istemiyorum, diğer alana gitsem daha başarılı olurum. Bu
durumda yine yönetmeliğin vermiş olduğu haktan yararlanarak, 10. sınıfa başladığı
eylül ayı içerisinde alanını değiştirme hakkına sahip bulunmaktadır. Diğer bir
önemli konuda 10. sınıf sonunda bir üst sınıfa geçebilecek
öğrenciler 11. sınıfa başladığı eylül ayı içerisinde alanını değiştirme hakkına
sahip bulunmaktadır. Ancak yeni seçtiği alanın alt sınıfındaki fark dersleri
vermesi koşulu bulunmaktadır. Bu fark derslerin sınavı alan değişikliğini takip eden ilk ortalama
yükseltme ve sorumluluk sınavları döneminde yapılmaktadır.
Alan seçimi ile ilgili söz edilmesi gereken bir önemli konuda öğrencinin
seçtiği alanın okulda açılmaması yada müracaat eden öğrenci sayısının 8'den az
olması durumunda milli eğitim müdürlüğü gerekli tedbirleri alır ve öğrencinin,
kaydının kendi okulunda kalması şartıyla, okula en yakın yerdeki sözü edilen alanın
açıldığı okulda eğitimine devam etmesi sağlanır. Bu uygulama mümkün değilse
sayı şartına bakılmaksızın o alan okulda açılır.
Alan seçimini ile ilgili ayrıntılı bilgi edinmek isteyen okuyucularımız Millî Eğitim
Bakanlığı Orta Öğretim Kurumları Sınıf Gecme ve Sınav
Yönetmeliği'ne bakabilirler.
Şüphesiz alan seçimi bir süreçtir ve öğrenci bu süreçte iyi gözlemlenmelidir.
Yukarıda sayılan; öğrencinin, ilgi, istek, yeteneği, alana kaynaklık eden
derslerdeki başarısı ve kendi isteği örtüşüyorsa seçtiği alanda başarılı olma
olasılığı oldukça yüksektir. Bu saydığımız unsurlardan herhangi biri eksik
kalıyorsa burada okul rehberlik ve psikolojik danışma servisi üzerine düşeni
mutlaka yapmalı ve gerek öğrenciye gerekse öğrenci velisine rehberlikte
bulunmalıdır.
Bir başka yazıda görüşmek dileği ile...
Ahmet
GÜNAY
Psikolojik Danışman